İlk Seansın Eşiğinde
Birçok insan terapiye başlamadan önce şu soruyu kendine sorar:
“Gerçekten buna ihtiyacım var mı?”
Çoğu zaman terapiye gelme kararı bir anda verilmez. İnsan önce kendi içinde çözmeye çalışır. Yakınlarıyla konuşur, kendine zaman tanır, belki yaşadıklarını görmezden gelmeye çalışır. Ama bazen bütün bunlara rağmen zihnini meşgul eden düşünceler, tekrar eden sorunlar ya da içten içe hissedilen bir sıkışmışlık hali devam eder.
Terapiye başlamak dışarıdan bakıldığında sıradan bir randevu gibi görünebilir. Oysa birçok kişi için bundan daha fazlasıdır. Çünkü terapi, insanın kendine dönüp bakmayı kabul ettiği bir noktada başlar. Bu da her zaman kolay değildir.
İlk görüşmeye gelen insanların aklında pek çok soru olabilir. Ne anlatacağını bilemeyenler, anlaşılmayacağını düşünenler ya da yaşadıklarının “abartılacak şeyler olmadığını” söyleyenler oldukça fazladır. Oysa psikolojik destek almak için hayatın tamamen kontrolden çıkmasını beklemek gerekmez. Bazen yalnızca yorulmuş olmak anlaşılmaya ihtiyaç duymak ya da bazı şeyleri tek başına taşımakta zorlanmak da yeterli bir sebeptir.
Yardım istemek çoğu zaman sanıldığı gibi güçsüzlük değil, kişinin kendisiyle ilgili bir farkındalık geliştirebilmesidir. Çünkü değişim genellikle her şey yolundaymış gibi davranmayı bırakıp zorlandığımız yerleri görebildiğimizde başlar. Terapi bir anda bütün sorunları ortadan kaldıran bir süreç değildir. Ancak kişinin kendini daha iyi tanımasına, duygularını anlamasına ve yaşadıklarına farklı bir yerden bakabilmesine alan açabilir.
Son olarak her başlangıç biraz belirsizlik biraz da cesaret taşır. Terapiye başlamak da böyledir. İlk seansın kapısını aralayan kişi belki henüz neyle karşılaşacağını bilmez. Ama çoğu zaman değişim ve iyileşme tam da o ilk adımı atmakla başlar.
Bu yazıya yorumlar
yükleniyor…