Türkçe’nin adını koyduğu ya da koymadığı duygular.
Söze dökülmemiş kırgınlığın içerde dönüşmesi. Söylenseydi öfke olurdu, söylenmedi, taş oldu.
Bedende
midede sıkışan yumruk, dudakların gerilmesi, iç çekişin uzaması, sözcüğün yerini sessizlik alması.
Ne zaman i̇çerleri̇z
hakkımızı koruyamadığımızda, sözüm geçmediğinde, haksızlığa sustuğumuzda, affettiğimizi sandığımızda.
Klinik bakış
İçerlemek, ifade edilmemiş öfkenin yer altı şehridir. Yüze çıkmadığında kuruntuya, kıskançlığa dönüşür.
Ne yapabiliriz
Yargılamadan isim koy. — "Sana içerledim." İçerlemek bir bağlanma sinyalidir, ihmal etme.
—
Psikologhane
3 dakika okuma · 01 Haz 2026