Dinlenince geçmeyen bir şey var.
Ekim, dönüşün ertesidir. Herkes yerine oturmuştur, düzen kurulmuştur, takvim doludur. Ama bir yorgunluk kalır: uykuyla geçmeyen, tatille dağılmayan, sebebini tek bir yere bağlayamadığımız bir ağırlık. Bu ay o ağırlığa bakıyoruz. Bedenin yorgunluğu ile ruhun yorgunluğu nerede ayrışır, nerede birleşir? Tükenmişlik ne zaman başlar, biz ne zaman fark ederiz? Ve dinlenmek gerçekte neye benzer?