Hayatta her başlangıç beraberinde bir hikâye taşır ve umudu yeşertir. Peki umut nasıl yeşerir?

Belki de bazen sonlandırmak zorunda olduğumuz bir şeyin ardından devam edebilmek için tek seçenek umut etmektir. Belki geride bıraktığımız şeyin hüznü tazeyken, önümüzdeki başlangıcın daha iyi olacağına inanmak isteriz. İsteyerek veya istemeyerek geride bıraktığımız hikâyeyi göz ardı edemeyiz, ancak bırakmanın yarattığı duyguların ağırlığında ezilmemek adına umut ederiz. Aslında her yeni başlangıç bir kaybı ve beraberinde başlamanın getirdiği sorumluluğu da içerir. Kayıp ile gelen duygularla yüzleşebilmenin ve başlangıcın sorumluluğunu alabilmenin yolu cesaret göstermektir.

İnsan, ana rahmine düştüğü andan itibaren büyür, dönüşür ve geride bırakıp dünya hayatına başlar. Hayatı boyunca da bir şeylere başlar, devam ettirir, bırakır ve dönüşür. Dönüştüğümüzü kabul edebildiğimizde geride bırakabilme deneyimini yaşamak da kabul edilebilir hale gelir; dolayısıyla başlayabilmek ve yola devam edebilmek de... İşte geride bıraktığımız hikâyeler de bizi başlayabilen, devam edebilen ve dönüşebilen hâlimize getirir.

Umudun buradaki işlevi içimizdeki geride bırakabilme ve başlayabilme cesaretini ortaya çıkarması olabilir. Hikâyelere sürekli dönüp bakmayız; zaman içinde anlamlandırıp arada bir hatırlarız ve bize dönüştüğümüzü anlatan hikâyelerdir. Geride bıraktıklarımız, şu an içinde bulunduğumuz anda yaşadıklarımız ve yaşayacaklarımız da yaşamımızın ta kendisini anlatan hikâyelerimizi oluşturmaz mı? Başka hikâyeleri okumak bize daha kolay gelir. Bir tırtılın veya ipek böceğinin koza oluşturmasına ve kelebeğe dönüşmesine, bir bebeğin ana rahmine yerleşip büyüyüp dünyaya gelmesine hayran kalırız mesela…

Kendi hikâyemizi okumak bizi zorlayabilir, sıkışırız, aynı kelebeğin kozada beklerken sıkışması, bir bebeğin ana rahmine sığmaması gibi… Yeni başlangıcın ne getireceğini bilmemek korkutur, ama çoktan sıkışmışızdır. İşte isteyerek veya istemeyerek sıkıştığımız yere sığamayız ve başlarız. Bazen ilk adımı istekli atarız, bazen de başlamaya mecbur kalırız. Korksak da korkmasak da devam edebilmek için başlangıçta umutlanır ve cesaret gösteririz. Başladıkça, devam ettikçe ve dönüştükçe de durup bir taşıdığımız hikâyeye bakarız. Devam ederken gerideki hikâyenin bizi dönüştürdüğünü bildiğimiz, dönüşürken duygularımızla temas edebildiğimiz, özümüze yaklaştığımız hikâyeler yazdığımız ve yazabileceğimiz başlangıçlar diliyorum…