İNCİRİN DİKENİ
Dikenli incirleri bilir misiniz? Bu zamanlar tam vaktidir. Sokak satıcılarının tezgâhlarında yerlerini almışlardır. Kalın buz kütlelerinin arasında, tüm yıl onu yemek için bekleyen insanların gelişini bekler. Genellikle ayaküstü yenilen bu meyveyi çocuklarına da götürmek isteyen kadın, tadım testini geçen incirleri alıp evine götürür. Annesinin getirdiği bu meyveye iştahla bakan çocuk, annesinden soymasını ister. Canı çok çekmiştir. Annesi ise elindeki işi bitirene kadar beklemesini ister. İnciri soyabilecek kadar büyük olduğuna karar veren çocuk, onu soymaya kalkar. İncirin küçük dikenleri eline batar ve hemen soymayı bırakır. Ama dikenler hâlâ parmaklarındadır. Canı yanar. Annesinin yanına gider. Annesi ise kendisini beklemediği için çocuğa kızar ve canını daha da acıtarak cımbızla dikenleri çıkartmaya başlar. Bundan sonra ne zaman dikenli incir görse parmak uçları uyuşur. Yüzü ekşir. Başka birisi soyarak ona verse dahi kuşkuyla bakar.
Hemen hemen her evde farklı sebeplerden dolayı yaşanan bu olay örüntüsü, aslında "sınır"ın ne olduğunu bize anlatan somut bir örnektir. İlk başta alman gereken önlemi almazsan canın yanar ve bir daha acı çekmemek için elini hiçbir şeye sürmezsin. Sınırlar da böyledir. Küçükken bize gösterilmeyen ve öğretilmeyen sınırlar, ilerleyen süreçlerde ya sınırlarımızı hiç koyamamamıza ya da sınırlarımız aşıldığında bunu ifade etmekte zorlanmamıza neden olabilir. Tıpkı inciri bir daha yememek ya da canımız acıyınca kimseye söylememek gibi. Birine hayır demek istediğimiz hâlde evet diyebiliriz. Karşımızdaki kırılmasın diye istemediğimiz şeylere katlanabiliriz. Ailemize, arkadaşlarımıza ya da partnerimize karşı bir sınır koyduğumuzda suçluluk hissedebiliriz. Çünkü sınır koymayı bazen bencillik olarak öğrenmişizdir.
Birini kırmamak için kendi sınırımızı aşmayı, iyi bir evlat, iyi bir arkadaş ya da iyi bir partner olmakla karıştırmış olabiliriz. Oysa sınır koymak, karşımızdaki insanı hayatımızdan çıkarmak değildir. Onu cezalandırmak ya da ondan uzaklaşmak da değildir. Bazen sadece “Bunu istemiyorum.” diyebilmektir. “Şu an buna hazır değilim.” diyebilmektir. “Benim için bu kadarı yeterli.” diyebilmektir. Belki de sınır koymayı öğrenmek, bir daha hiç dikenli incir yememek değildir. Dikenlerini fark etmeyi ve kendimize zarar vermeden nasıl tutacağımızı öğrenmektir. Çünkü kendimize bir alan açmak, başkalarına hayatımızda yer vermemek anlamına gelmez. Kendi yerimizi kaybetmeden başkalarına yer açabilmektir.
Bu yazıya yorumlar
yükleniyor…