Ergenlikte Aidiyet Neden Bu Kadar Önemlidir?
Aidiyet, bizi iyi hissettiren; çok basit gibi görünen ama bir o kadar da önemli olan bir duygudur. Bir eşyayı, bir kişiyi ya da bir ortamı ne kadar kendimizden bilirsek, kendimizi oraya o kadar ait hissederiz. Aidiyet bazen uzun bir arayışın sonucu değil, beklenmedik bir anda insanın kendini bir yere ait hissetmesini sağlayan bir duygudur. Ergenlerde ise bu durum biraz farklı başlayabilir.
Aile, doğduğumuz andan itibaren sahip olduğumuz ilk çevredir. Bu nedenle hayata aile içinde başlamak, ait hissetmekten çok bir yere sahip olarak var olmaktır. Ergenlik döneminde ise birey, sahip olduğu aileden psikolojik olarak bağımsızlaşmak, kendi sınırlarını çizmek ve dış dünyaya ait olmak ister. Bu dönemin en belirgin özelliklerinden biri olan arkadaş ilişkileri de bu süreci daha da pekiştirir. Tonova ve ark. (2021) tarafından yapılan çalışmada sosyal aidiyetin ergenlik döneminde özellikle önemli olduğunu ve sosyal dışlanma ve yalnızlığın ergenlerin kısa ve uzun vadeli refahı üzerinde olumsuz etkileri olduğunu göz önüne aldıklarında, gençlerin sosyal riskten kaçındıklarını göstermektedir.
Sosyal olarak dahil olmak bir yere ait hissetmek, yaşam stresleriyle başa çıkmada da fayda sağlayan bir yanı da vardır. Bu nedenle ergenler için aidiyet, yalnızca bir gruba kabul edilmek değil kendilerini güvende, anlaşılmış ve değerli hissettikleri ilişkiler kurabilmeleri açısından da büyük önem taşır.
Sosyal Medya, Ergenlerin Aidiyet Hissi Geliştirmelerine Katkı Sağlayabilir Mi?
Sosyal medya, günümüz yaşamının kaçınılmaz bir parçası haline gelmiştir. Bu nedenle aidiyet duygusu artık yalnızca okul, aile ya da arkadaş çevresiyle sınırlı kalmamakta dijital ortamlarda kurulan ilişkiler aracılığıyla da şekillenebilmektedir. Doğru kullanıldığında sosyal medya, ergenlerin benzer ilgi alanlarına sahip kişilerle etkileşim kurmasına, kendilerini ifade etmelerine ve ortak deneyimler paylaşmalarına olanak sağlayabilir. Bu durum, aidiyet duygusunun güçlenmesine ve yalnızlık hissinin azalmasına katkıda bulunabilir. Fakat sosyal medyanın karanlık yüzü avantajlarındansa dezavantaj oluşturabilir.
Sahte hesaplar, yalnızca çevrim içi ortamda sürdürülen yüzeysel ilişkiler, beğeni ve onay alma ihtiyacının giderek artması, farklı gruplar tarafından dışlanma, siber zorbalığa maruz kalma veya sürekli başkalarıyla karşılaştırılma gibi deneyimler aidiyet duygusunu güçlendirmek yerine zayıflatabilir. Fakat çıkmaza sürükleyen bir diğer durum ise yapılan çalışmalarda da görüldüğü üzere sosyal olarak dışlanmış veya akranlarıyla olumsuz ilişkileri olan ergenlerin sosyal medyayı daha fazla kullandığı bilinmektedir (Badenes-Ribera vd., 2019; Savcı & Aysan, 2017).
Gençlerdeki sosyal medya aracılığıyla başkalarıyla bağlantı kurma hissi ve aidiyet ihtiyacı için sosyal medyaya tekrar tekrar dönmelerine ve sosyal medya kullanım sıklığını artırmalarına yol açabilir. Bu durum internet bağımlılığına kadar gidebilir. Bununla birlikte, sosyal medyanın ergenlerin aidiyet ihtiyaçlarını karşılamaları için bir alan sunabileceği de göz ardı edilmemelidir. Bu nedenle sosyal medyanın bireysel iyi oluş üzerindeki etkileri, yalnızca kullanım süresine değil, aynı zamanda nasıl ve hangi amaçlarla kullanıldığına da bağlıdır.
Kabul Görmek Uğruna Birey, Kendi Kimliğinden Ve Değerlerinden Ne Ölçüde Vazgeçebilir?
Bazen aidiyet ihtiyacı o kadar güçlü hissedilebilir ki ergen, bulunduğu grupta kabul görmek için kendi düşüncelerini, değerlerini ve isteklerini geri plana atmaya başlayabilir. Kısacası kendi olmaktan uzaklaşır. Daha da kötüsü dışlanmamak adına istemediği davranışları yapmak, hoşlanmadığı şeyleri seviyormuş gibi davranmak zorunda kalabilir. "Ben ne istiyorum?" sorusundan çok, "Benden ne bekleniyor?" sorusuna odaklanabilir. Unutulmaması gereken şey, bu dönemde arkadaş grubunun onayı, benlik algısı üzerinde güçlü bir etkiye sahip olmasıdır ve bunun sonucunda ergenlerde düşük benlik saygısı oluşabilir. Bu nedenle hem ailelerin hem de öğretmenlerin ergenlere koşulsuz kabul sunmaları, onları yalnızca başarılarıyla değil, kişilikleri ve düşünceleriyle de değerli hissettirmeleri önemlidir.
Ergen, kendisini değiştirmeden de kabul görebileceğini deneyimlediğinde, hem daha sağlıklı bir kimlik geliştirir hem de aidiyet duygusunu daha güvenli bir şekilde yaşar.
Sonuç: Ait Olmak, Kendin Olabilmektir
Aidiyet, bir yapboz parçasının kendine uygun yere yerleşmesi gibidir. Şeklinizi değiştirmeniz gerekiyorsa ait olduğunuz yer orası olmayabilir. Eğer çocuğunuz ya da siz, bir gruba ait olabilmek uğruna kendi düşüncelerinizden ve değerlerinizden ödün veriyorsanız burada aidiyetten çok uyum sağlama çabası söz konusudur. Gerçek aidiyet ise kişinin kendisi olabildiği, düşüncelerini özgürce ifade edebildiği ve olduğu haliyle kabul gördüğü ilişkiler içinde gelişir. Çünkü bir yere ait hissetmek, başkası olmak değil kendin olarak kabul görebilmektir.
Kaynakça
Badenes-Ribera, L., Fabris, M. A., Gastaldi, F. G. M., Prino, L. E., & Longobardi, C. (2019). Parent and peer attachment as predictors of Facebook addiction symptoms in different developmental stages (early adolescents and adolescents). Addictive Behaviors, 95, 226–232. https://doi.org/10.1016/j.addbeh.2019.05.009
Savci, M., & Aysan, F. (2017). Technological addictions and social connectedness: Predictor effect of internet addiction, social media addiction, digital game addiction and smartphone addiction on social connectedness. Dusunen Adam The Journal of Psychiatry and Neurological Sciences, 30(3), 202–216. https://doi.org/10.5350/DAJPN2017300304
Tomova, L., Andrews, J. L., & Blakemore, S.-J. (2021). The importance of belonging and the avoidance of social risk taking in adolescence. Developmental Review, 61, Article 100973. https://doi.org/10.1016/j.dr.2021.100973
Bu yazıya yorumlar
yükleniyor…