Klinik pratiğimde son yıllarda danışanlarımdan en sık duyduğum kelime ne kaygı ne de hüzün. En sık duyduğum kelime: "Yorgunum."
Ancak bu yorgunluk, birkaç saat uyuyunca ya da hafta sonu dinlenince geçen türden bir bedensel halsizlik değil. Bu, modern insanın ruhuna yerleşmiş, kemiklerine kadar işleyen, sabah yataktan kalktığı anda bile yakasını bırakmayan kronik bir ruhsal tükenmişlik hali.
İçinde yaşadığımız çağ, bizi sürekli üretmeye, her an ulaşılabilir olmaya ve mükemmel başarmaya zorluyor. Bu hız sarmalında ruhumuz, kapasitesinin çok üzerinde bir yükü taşımaya çalışıyor. İşte tam bu noktada, psikoloji dünyasının en çok konuştuğu kavramlardan biri olan rezilyans (psikolojik sağlamlık) devreye giriyor.
Fakat rezilyans kavramı günümüzde çok büyük bir yanılgıyla aktarılıyor. Popüler kültür bize rezilyansı; "Asla pes etme, her şeye göğüs ger, her düştüğünde hemen ayağa kalk ve robot gibi güçlü ol" şeklinde pazarlıyor.
Bir psikolog olarak açıklamak zorundayım: Bu rezilyans değil, düpedüz ruhsal inkardır.
Gerçek psikolojik sağlamlık, acıyı ve yorgunluğu hissetmeyecek kadar katı bir zırh giymek değildir. Tam aksine; katı olan her şey en sert rüzgarda kırılmaya mahkumdur. Rezilyans, tıpkı fırtınada sağa sola esneyen ama kökleri güçlü olduğu için kopmayan bir ağaç gibi, esneyebilme becerisidir. Ve bu esnekliğin ilk kuralı, yorulduğumuzu kendimize itiraf edebilmektir.
Danışanlarıma sık sık yorgunluğun düşman olmadığını anlatırım. Kronik yorgunluk, ruhun ve bedenin bize yazdığı bir mektuptur. Bize der ki: "Çok uzun zamandır, çok fazla şeyi, tek başına taşımaya çalışıyorsun. Dur ve sınırı hatırla."
Eğer biz bu mesajı görmezden gelip kendimizi zorlamaya devam edersek, sistem tamamen çöker. Bu yüzden rezilyansın ilk adımı radikal kabuldür; yani yorulduğumuzu, tükendiğimizi ve her şeye gücümüzün yetmeyeceğini şefkatle kabul etmektir.
Peki, bu yorgunluk sarmalının içinden rezilyans kasımızı çalıştırarak nasıl çıkacağız?
Sınır Çizmeyi Öğrenmek
Her şeye "evet" demek, kendi ruhumuza "hayır" demektir. Rezilyans, başkalarının beklentilerine sınır çekebilme cesaretidir.
Kontrol Alanını Daraltmak
Dünyayı veya hayatın getirdiği tüm krizleri tek başımıza düzeltemeyiz. Değiştiremeyeceğimiz dış faktörleri serbest bırakıp, sadece kendi tepkilerimize ve öz bakımımıza odaklanmalıyız.
Durmanın Gücünü Keşfetmek
Durmak, pes etmek demek değildir. Durmak, stratejik bir geri çekilmedir. Bir okçu, oku daha ileri fırlatmak için önce yayı geriye doğru çeker. Yorgun hissettiğinizde durmak, ruhunuzu geriye çekip güç toplama evresidir.
Unutmayın; küllerinden yeniden doğmak, ancak o küllerin içindeki yangını, acıyı ve yorgunluğu hissetmekle başlar. Düşmek de, yorulmak da insan olmanın en yalın, en samimi parçasıdır.
Önemli olan, en yorgun olduğumuz o karanlık anda bile, kendimize şefkat göstererek yeniden doğrulacak gücü içimizde bulabilmektir. Çünkü hayat, fırtınanın geçmesini beklemekle değil; yağmurda, hatta en yorgun halimizle bile dans etmeyi öğrenmekle ilgilidir.
Bu yazıya yorumlar
yükleniyor…