Dönüşler anlamlıdır. Bazen iyi hissettirir, bazen kötü hissettirir ama her iki durumda da anlamı insan için önemli olabilir. Her zaman beklediğimiz gibi de olmayabilir, bunun sebebi de dönüşün kendisine henüz dönmeden yüklediğimiz anlamdadır. Düşündüğümüzden çok daha farklı şeyler deneyimleyip hissedebiliriz, dönmeden önceki hâlimizden daha farklı bir noktadayken geriye bakıp dönmeden önceki hâlimizi ve döndükten sonraki hâlimizi fark ederiz. Bunu fark edebiliyorsak burada bir değişim var.
Bu değişim de aslında, dönüş nasıl görünürse görünsün, her seferinde kaçınılmaz hâle gelir. Büyüdüğümüz evden dönmek, bir işten dönmek, bir tatilden dönmek, üniversiteden memlekete dönmek, bir kutlamadan dönmek, çok sevdiğimiz bir yere dönmek ve daha nicesi...
Aslında dönüşler bir şeyleri geride bırakırken aynı anda geriden getirdiklerini de taşıyor. Henüz geriden getirdiklerini taşırken döndüğün yerdeki yenilikleri heybeye almaya çalışmak karmaşık olabilir, bu hâlin içindeyken mutlaka bir anlam buluruz. Bir yerden bir yere dönerken de içsel olarak kendimize veya bir şeye, bir olguya dönerken de bulduğumuz anlama tutunuruz.
Bazen çok sevdiğimiz yerden hiç istemediğimiz yere döneriz ama yine de yapabileceklerimize ve elimizdekilere odaklanırız ve kendimizi teselli ederiz. Bu durumda, eğer tesellimiz ve aksiyonlarımız işe yararsa, dönmeyi hiç istemediğimiz yerin anlamı zaman içinde bu tanımdan çıkabilir.
Bazen çok sevdiğimiz bir yere döneriz ve belki de hayatımızdaki en heyecanlı dönüşlerden biridir. Bazen de çok isteyerek döndüğümüz o yere yüklediğimiz anlamla hissettiğimiz heyecan oraya vardığımızda sönebilir ama yine kendimizi teselli edecek bir şey buluruz. İnsan olarak her duruma adapte olmaya çalışan ve kendi içimizde de dönüşebilen canlılarız.
Dönüşler yaşadıkça değişiyoruz. Sözün özü şu: Döne döne büyüyoruz ve dönüşler esnasında bazen neler yaptığımızı ve ne kadar ilerlediğimizi göremeyebiliriz çünkü genelde sorunlara odaklanmaya meyilliyiz, öte yandan sorunlara odaklansak da teselliler bulmakta da fena değiliz. Belki de değiştikçe dönüşüyoruz ve bu döngü sayesinde hayatı dolu dolu yaşadığımızı es geçiyoruz.
O hâlde geri dönüp neleri kendinizle getirdiğinizi, hangileriyle yola devam edeceğinizi düşünerek ve en önemlisi ne kadar dönüştüğünüzü yok saymadan bu kez nereye dönmeyi istersiniz?
Dipnot: Okumanız bitince, Barış Manço'nun "Dönence" şarkısını dinlemeye davet ediyorum.
Bu yazıya yorumlar
yükleniyor…