Psikologhane Sözlüğü

Sözlerin arkasındaki psikoloji.

Halk Dilinden söylediklerimiz, Duygu Envanterinden adını koyduklarımız — psikolog gözüyle.

Duygu Envanteri

Türkçe'nin adını koyduğu ya da koymadığı duygular.

Duygu Envanteri · № 25
bir tuhaf olmak

Tanımlayamadığın bir hissin yüze düşmesi. Adı yok, ama var.

Psikologhane
Duygu Envanteri · № 24
mahcup olmak

Hafif ve nazik bir utancın yüze düşmesi. Ayıp değil, kıymet bilen utanç.

Psikologhane
Duygu Envanteri · № 23
gözü tutmamak

Bedenin akıldan önce verdiği karar. Bilgi yok, sezgi var.

Psikologhane
Duygu Envanteri · № 22
vesvese

Dış kaynaksız kuruntu; bilinçaltı fısıltı. Düşünce değil, düşünceyi sokan davetsiz misafir.

Psikologhane
Duygu Envanteri · № 21
kıvranmak

Kaygının bedende eziyet olarak konuşması. Hareket etmek değil, huzursuzluğun cisimleşmesi.

Psikologhane
Duygu Envanteri · № 20
mahzun olmak

Sessiz, hafif ve dingin bir üzgünlük. Ne keder, ne hüzün, yumuşak bir gölge.

Psikologhane
Duygu Envanteri · № 19
tutulup kalmak

Tehlikenin önünde donmak; kıpırdayamamak. Korkudan kaçmak değil, korkudan durmak.

Psikologhane
Duygu Envanteri · № 18
tat almamak

Sevdiğin şeylerin tatsızlaşması. Lezzet değil, haz fonksiyonunun düşmesi.

Psikologhane
Duygu Envanteri · № 17
aklı kalmak

Zihnin bir konuya takılı kalması. Kafaya takmaktan farklı: kafa farkında değil bunun.

Psikologhane
Duygu Envanteri · № 16
yer etmek

Bir olayın bedende kalıcı iz bırakması. Travma değil, duygusal hafızanın yapısı.

Psikologhane
Duygu Envanteri · № 15
soğumak

İlişkinin fark edilmeden soğutulması. Kavga değil, sessiz uzaklaşma.

Psikologhane
Duygu Envanteri · № 14
içi gitmek

Sevgi ile acımanın aynı an birleştiği yer. Sevmenin tatlı ağırlığı.

Psikologhane
Duygu Envanteri · № 13
yüreği ezilmek

Bir başkasının acısının bedene düşmesi. Acıma değil, duyusal empati.

Psikologhane
Duygu Envanteri · № 12
eli kolu bağlanmak

Yapabileceğini bilmenin donması. Çaresizlik değil, kıpırdayamama.

Psikologhane
Duygu Envanteri · № 11
bunalmak

Çok-fazlanın bedende toplanması. Sınır aşıldığında gelen iç deniz.

Psikologhane
Duygu Envanteri · № 10
sıkılmak

Yapacak şey değil, var olmaktan sıkılmak. Boredom değil, varoluşsal sıkıntı.

Psikologhane
Duygu Envanteri · № 09
daralmak

Nefesin küçülmesi; iç sınırların sıkışması. Henüz panik değil, ama panik kıyısında.

Psikologhane
Duygu Envanteri · № 08
gönlü kalmak

Kırılmanın en kibar, en geç iyileşen hâli. "Bana yapmazdı" diye başlayan sessiz çekilme.

Psikologhane
Duygu Envanteri · № 07
kafaya takmak

Bir konunun boş anlarınıza yerleşmesi. "Bırak gitsin" diyenin anlayamadığı şey.

Psikologhane
Duygu Envanteri · № 06
içerlemek

Söze dökülmemiş kırgınlığın içerde dönüşmesi. Söylenseydi öfke olurdu, söylenmedi, taş oldu.

Psikologhane
Duygu Envanteri · № 05
gönül rahatlığı

Doğru olanı yapmış bir bedenin gevşemesi. Akıl ikna olmadan beden gevşemez.

Psikologhane
Duygu Envanteri · № 04
hasret

Özlem umar; hasret vazgeçmiştir. Ulaşılmaz olanın bedendeki kalıntısı.

Psikologhane
Duygu Envanteri · № 03
hüzün

Üzüntünün sessiz, uzun, yumuşak hali. Hüzün ağlamaz, gözleri nemli tutar.

Psikologhane
Duygu Envanteri · № 02
içlenmek

Küstürülmeyecek kadar ince, ağlanmayacak kadar sessiz. Kırgınlığa sığmayan ama sözden de küçülen bir his.

Psikologhane
Duygu Envanteri · № 01
burukluk

Tatlıyla acının aynı anda yaşandığı yer. Sevincin içine sızan ince bir hüzün; gülümserken boğazına bir şeyin …

?