Empati, eşduyum ya da duygudaşlık, bir başkasının duygularını, içinde bulunduğu durum veya davranışlarındaki motivasyonu anlamak ve içselleştirmek demektir. Peki birini anladığımızı; onun duygularını, düşüncelerini, endişelerini paylaştığımızı nasıl anlarız?
Kendimizi onun yerine koyarak mı?
Empati yaparak mı?
Empati yapıyorum diyebilmek için kendimizi karşımızdakinin yerine koymak yetmez aynı zamanda karşımızdakinin duygularını, düşüncelerini anlayabilmek ve hissedebilmek için karşımızdaki gibi düşünebilmemiz gerekir. Ben olsaydım ne yapardım değil, ben ‘o’ olsaydım ne yapardım diyebilmektir.
Kohut, empati ile ilgili ilk yazılarında, empatiyi "aracılı içgözlem" (vicarious introspection) olarak tanımlamış ve bir insanın iç dünyasını keşfetmek için en önemli araçlardan biri olarak değerlendirmiştir. Rogers tarafından geliştirilen danışanmerkezli (client-centered) psikoterapide empati, kuramın temelini oluşturur ancak Kohut’un kendilik psikolojisindeki yaklaşımından daha farklı biçimde ele alınır.
Empati terapiler için bir ön koşul olmaktan çok temel nitelikte bir terapötik yapıdır. Terapist terapötik bir tutum içinde olmaktan çok danışana yönelmeye ve onu anlamaya çalışır bu nedenle kişilerarası etkileşim yönetici/yönlendirici nitelikte değildir. Kısaca empatik anlayış geliştirmek için bir insanın diğer insanı, hem toplumun değerlerine göre değerlendirmemesi, hem de kendi değerlerine göre değerlendirmemesi gerekir. Empatik anlayışta karşımızdaki insanı anlamak için yalnızca karşıdaki insanın değerleri kullanılır.
Kaynak: (Empati Tanımı ve Önemi, Elif Gökçe Ersoy, Ferdi Köşger, Osmangazi Tıp Dergisi İnsan İlişkilerinde Empatinin Yeri ve Önemi, Mehmet Özbek)