Her Şey Çocuklukta mı Başlar?

Çocukluk deneyimlerinin yetişkinlikteki duygularımıza, ilişkilerimize ve kendimizi algılama biçimimize nasıl yansıdığını ele alan bir yazı.

Özlem Işık
27 Jan 2026
22 görüntülenme
4 dk okuma
Her Şey Çocuklukta mı Başlar?

Yetişkinlikte tekrar eden bazı zorlanmalar, bireyi zamanla aynı soruya götürür:

“Neden hep benzer noktalarda tıkanıyorum ya da neden hep aynı döngü içindeyim?”

İlişkilerde yoğun terk edilme kaygısı yaşamak, sürekli onay aramak, sınır koymakta zorlanmak ya da duyguları bastırarak güçlü görünmeye çalışmak… Bu deneyimler çoğu zaman bugüne ait gibi algılansa da, psikoloji alanındaki birçok araştırma bu örüntülerin kökeninin erken çocukluk dönemine uzanabildiğini göstermektedir.

Gelişim psikolojisi ve bağlanma kuramı çerçevesinde yapılan çalışmalar, çocuklukta bakım verenle kurulan ilişkinin bireyin kendisini ve başkalarını nasıl algıladığını önemli ölçüde etkilediğini ortaya koyar. Güvenli bağlanma geliştiren çocukların, yetişkinlikte duygularını daha rahat ifade edebildikleri ve yakın ilişkilerde daha dengeli bir tutum sergiledikleri birçok araştırmada vurgulanmaktadır . Güvensiz bağlanma geliştiren çocukların örüntülerinin ise kaygı, kaçınma ya da aşırı uyum davranışlarıyla ilişkili olduğuna değinilmektedir.

Örneğin, erken yaşta sorumluluk almak zorunda kalan çocukları ele alalım. Kardeşlerine bakmak, ebeveynlerinin duygusal yükünü taşımak zorunda kalan çocuklar, yetişkinlikte de benzer bir rolü sürdürme eğiliminde olabilir. Bu bireyler çoğu zaman başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarının önüne koyar, yardım istemekte zorlanır ve yorulduklarını fark etmeleri uzun sürebilir. Araştırmalar, bu erken rol değişimlerinin yetişkinlikte tükenmişlik ve suçluluk duygularıyla ilişkili olabileceğini ortaya koymaktadır.

Çocuklukta sürekli uyum sağlaması beklenen bireyler için de benzer bir tablodan bahsedebiliriz. “Sorun çıkarmayan”, “söz dinleyen” ya da “olgun” çocuk olarak tanımlanan bireyler, yetişkinlikte çatışmadan kaçınma eğilimi gösterebilir. İlişkilerde rahatsız oldukları noktaları dile getirmek yerine geri çekilmeyi ya da susmayı tercih edebilirler. Yapılan çalışmalar, bu tür uyum odaklı başa çıkma biçimlerinin yetişkinlikte pasiflik ve içe yönelen kaygıyla ilişkili olabileceğini göstermektedir.

Tüm bu bulgular, çocukluk yaşantılarının yetişkinlikteki psikolojik işleyiş üzerinde etkili olduğunu ortaya koysa da, önemli bir noktayı gözden kaçırmamak gerekir. Araştırmalar aynı zamanda bu örüntülerin değiştirilebilir olduğunu da göstermektedir. Yeni ilişki deneyimleri, farkındalık ve psikolojik destekle birlikte bireyler, çocuklukta öğrendikleri işlevsiz kalıpları yeniden ele alabilirler. Dolayısıyla “her şey çocuklukta mı başlar?” sorusunun yanıtı tek bir cümleyle verilemez.

Çocukluk, birçok psikolojik sürecin temelinin atıldığı bir dönemdir; ancak yetişkinlik, bu temellerin yeniden şekillenebileceği bir alan sunar. Geçmişi değiştirmek mümkün olmasa da, geçmişin bugünü nasıl etkilediğini anlamak, daha esnek ve sağlıklı bir yaşam için önemli bir başlangıç olabilir.

Özlem Işık

Özlem Işık

Bülent Ecevit Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden 2024 yılında mezun oldum. Lisans eğitimim süresince çocuk alanına yönelik olarak oyun terapisi ve çocuk değerlendirme testleri eğitimlerini tamamladım. Eğitim sürecim boyunca ve sonrasında farklı sahalarda çalışma fırsatı buldum. Psikologhane’de; çocukların, ergenlerin ve yetişkinlerin iç dünyasına dair psikolojik süreçleri, bilimsel temellere dayalı aynı zamanda anlaşılır ve sıcak bir dille ele alan yazılar yazıyorum. Okuyanlar için anlamlı ve faydalı bir karşılık bulmasını umuyorum.

Profili Görüntüle

Yorumlar

Yorum yapmak icin giris yapmaniz gerekiyor.

Giris Yap
Yorumlar yukleniyor...

İlgili İçerikler

En Çok Okunanlar

Kategorileri Keşfet