Bazen çocuklarımızı motive etmek için abartılı övgülere başvururuz.
“Harikasın!”
“Mükemmelsin!”
“Sen en iyisisin!”
gibi ifadeler, çoğu zaman iyi niyetle söylenir. Ancak bu sözler, beklenenin aksine çocuk üzerinde baskı yaratabilir. Aşırı övgü, çocuğun odağını öğrenme sürecinden uzaklaştırarak, başkalarının onayını merkeze almasına neden olur. Bu noktada hedef; denemek, keşfetmek ve gelişmek olmaktan çıkar. Yerini, beğenilmek ve takdir edilmek alır.
Çocuk, her seferinde aynı standardı koruyamadığında ise hayal kırıklığı yaşayabilir. Hata yapmaktan kaçınır, geri çekilir ve zamanla denemekten vazgeçebilir. Böylece dış motivasyon, yani başkalarının onayı, iç motivasyonun yerini almaya başlar. Oysa gerçek özgüven dışarıdan gelen seslerle değil, içeriden beslenir. Çocuk, değerini aldığı övgülerle değil; gösterdiği çaba, sabır ve gayretle fark etmeyi öğrenir. “Ne kadar uğraştım?” sorusu, “Ne kadar alkış aldım?” sorusunun önüne geçtiğinde sağlıklı bir benlik algısı gelişir.
Yetişkinler olarak sonuca değil sürece odaklandığımızda, çocuğun onay için değil öğrenmenin keyfiyle hareket etmesini destekleriz. İşte tam da bu noktada özgüven; dış seslerden değil, çocuğun kendi iç sesinden güç almaya başlar.